Ana içeriğe atla

Şehri Yönetenlere Bir Teşekkür Bir Uyarı

ASKİ'nin, Çatalan barajından temin edilip, kontrol ve arıtma işleminden sonra şehir şebekesine verdiği suyu temizleyen filtreler, çok uzun yıllardan sonra nihayet değiştirilince Adanalılar, son yıllardaki en kaliteli suyu tüketmeye başladı.

Tükettiğimiz su, yaşam kalitemizi belirleyen temel göstergelerden önde geleni. Bu açıdan, insan yaşamının en temeli olan temiz suya yapılan bu yatırım paha biçilemez bir değerde.

Suyun, şehir şebekesi üzerinden kullanıma sunumu halen kamu eliyle yürütüldüğü için kalite ve sağlık güvenliğine dönük kamuoyu her hangi bir endişe taşınmazken, suyun sertlik, bulanıklık, ph, mangan, demir gibi değerlerini yansıtan tartışmalar da genellikle piyasada bulunan markalar üzerinden yapılır.
 
Bununla beraber, çok yakın ve önemli bir tehlike kapımızda; suyun şebeke borusunda kat ettiği mesafede kontaminasyon ve mikroorganizma üremesi ihtimallerini engellemek için, (son kullanıcıya kadar bir miktar kalması için) basılan fazladan klor ölümcül sonuçlara yol açabiliyor,çünkü; suyu vücudumuza sadece içerek değil banyo yaparak da alıyoruz.

Yapılan araştırmalara göre duş suyu sıcaklığı 42 dereceye ulaştığında son derece toksik olan KLOROFORM’un ve TRİCHLORETİLEN (TCH)’in %80’i buharlaşmakta ve buharlaşan klor, TCE ve benzer solunum yoluyla dolaşımımıza geçmekte. İçtiğimiz su kadar hatta daha da tehlikeli olan duş ve yıkanma sırasında alınan kanserojen klor ve klor türevleridir ve bu atıklar vücudumuzda birikmekte.

Buna maruz kalan insan vücudu, elektrolit dengesizlikler üretiyor ve çoğu kişi bunu ilk etapta fark edemeyince, daha kalıcı sağlık sorunlarıyla karşılaşıyor.

Uzmanlar, klor seviyesinin yükseldiğini gösteren belirtileri şöyle sıralıyor:

- Tansiyonun yükselmesi
- Yorgunluk
- Kaslarda güçsüzlük 
- Aritmi
- Terleme, ishal ve kusma gibi durumlar sebebiyle sıvı kaybına sebep olacak durumlar
- Konsantrasyon problemleri

Doktorlar, klorun ölçülmesi için önemli olanın sayısal bilgi, su içine konan klor miktarı olmadığını, suyun tükettiği aktif klordan geriye kalmış olan aktif klorun miktarı uyarısını yapıyor. Bu, klorun su ile 'Temas Süresi' sonunda suda kalan 'Bakiye Klor' olarak biliniyor.

Sonuç itibariyle, yukarıda sıralı rahatsızlıkların müsebbibi olarak ilk etapta bu tehlike birincil olarak hedefe konulmasa da içinde bulunduğumuz yaz günlerinde yaygın ihtiyaç nedeniyle artan su kullanımı sorunu büyütme kapasitesine sahip. Aman dikkat.


TURGAY DEVELİ
24. Dönem Adana Milletvekili.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kılıçdaroğlu'nun Zihnindeki Yük!

Bazı anlar vardır; zihninizdeki soru, bir dağı sırtlayıp kilometrelerce öteye taşımaktan daha ağır gelir. Umut etmek istiyorum ki, Sayın Kılıçdaroğlu böyle ağır bir yük taşımıyor! Çünkü aşağıda aktaracağım açıklaması ile zihinlere taktığı sorular, kendilerini değersizleştirmiş olanların sadakatini satın aldıklarından oluşturan, cahil Belediye Başkanlarına işaret ediyor. Çocuksu bir özgüven eksikliğinden kaynaklı, zayıflık patolojisi içindeki başkanlar, övgüleri gerçek sanıp içselleştirerek her türlü hataya açık olabilir. Aralarında Adana'nın da bulunduğu İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Muğla, Mersin gibi nüfusun ve milli gelirin neredeyse yarısına yakınını temsil eden 11 Büyük Şehir Belediyesi kendi atadığı Başkanların yönetimindeyken 'Belediyeleri rant dağıtım merkezi olmaktan çıkarmalıyız' diyen sayın Kılıçdaroğlu neden böyle bir açıklama yaptı? Bu açıklamayı yapmadan önce partili belediye başkanlarına özel olarak bunları söylediğini düşünmemiz gerek; çünkü kamuoy...

Yeni gerçeklikler...

Eger barış süreci akamete uğramaz, uğratılmaz, yani alt kimlik milliyetçiliğinin siyaset üzerinde yaptığı serap etkisi dağılırsa ortaya çıkacak sosyolojik iklim, siyasetteki tıkanıklığı açacak seçeneklerin oluşmasının önünü açabilir. Aslında barış sürecinin de siyasi, ekonomik ve jeopolitik tıkanmaların bir sonucu olduğunu söyleyebiliriz. Eski hikayeler albenisini kaybettikçe anlatıcılarının özgül ağırlığı da ortadan kayboluyor, farklı yollar aranması kaçınılmaz oluyor. Aynı emareler muhafazakar-laik çatışmasını kaşımanın ekonomik resmin üzerini örtmeye yetmemesi gerçeğinin ayyuka çıkması konusunda da görülebilir. Ama oralara şimdi girmeyelim... Alt kimlik tartışmalarının olmadığı bir Türkiye, siyasetin elle tutulur konular tartışılarak yapılmasını gerektiren bir ortama zemin hazırlayacaktır, en azından umudumuz o yönde. Böyle bir Türkiye'nin siyasi haritası nasıl görünür diye merak edenler varsa, son Almanya seçimlerine bir göz atmalarını öneririm. Sosyal Demokrasi'nin, anavat...

Bu filmi daha önce görmüştük...

Abdullah Öcalan'ın PKK'yı, 'Yenilmedi ama gerekliliği de kalmadı' şeklinde tarifleyerek yaptığı fesih çağrısı, 40 yıldan bu yana akıtılan kanın durdurulacağı umudu yarattı. Barışa amasız, fakatsız evet...  Evet de...  Biz bu filmi daha önce de seyretmiştik sanki. Türkiye kapitalizmi ne zaman krize girse ve eskiyeni yenisiyle değiştirmeye ihtiyaç duysa, mutlaka bir müdahalede bulunuluyor.  Hatırlayalım; Halkın artan refahın paylaşımı ve özgürlük taleplerinin 'iş işten geçmesin' diye kısmen karşılandığı 27 Mayıs darbesinin yanıtı, ülke ekonomisinin küresel düzene entegre edilerek yağmasının önünün açılmasını savunan liberalizmden gelmiş, 12 Eylül öncesinde yaratılan şiddet darbe gerekçesi yapılmış ve 'eskiyen Türkiye'nin yenisiyle değiştirilmesi zapturaptla sağlanmıştı.  Her iki darbeye de destek NATO ve batı başkentlerinden, yani emperyalizmin kalelerinden gelmişti. O Türkiye'de de ağır bir mülksüzleştirme programı Özal eliyle ve IMF ve Dünya bankası ...