Tabela değil, düzen: “Gitsin de Ne Gelsin?” Turgay Develi Özelde memlekette ama genelde de siyasetin en sevdiği oyunlardan biri şu: Koltukları saymak. Kim nerede oturuyor oturacak, kimin yardımcısı kim oldu olacak, hangi bakan değişecek ve yerine kim gelecek, hangi genel başkan “yeni yüz” diye vitrine çıkarılacak… Sonra da bu trafik, sanki hayatımızın derdi buymuş gibi, günlerce haftalarca konuşulur. Çünkü devlet dediğimiz mekanizma, bu yöntemle, yani kim nerede oturursa otursun, bu düzenin devamı için gerekli rızayı üretiyor. Rıza üretilsin ki işler zıvanadan çıkmasın, öfke taşmasın, umutsuzluk örgütlenmesin. Siyaset bunun aracı haline geldiğinde de, seçimler bir “tabela değişimi”nden öte bir işlev görmüyor. “Bu İktidar gitsin” demek kolay ve hatta böyle düşünenlerin haksız olduğu söylenemez. Ama sadece “gitsin” demek, düzenin aynı rayda yeni bir makinistle yoluna devam etmesine de kapı aralıyor. Bugün bize “normalleşme” diye pazarlanan şeyin büyük kısmı, aslında eşitsizliğin normalin...