Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yeni yollar...

Geçen haftaki yazımda muhalefet tarafından herhangi bir politika üretilemediği için iktidara bırakılan alanlardan söz ederken, aslında tek tek başlıklardan ziyade daha geniş bir siyasetsizlik sorununa işaret etmeye çalışmıştım. Türkiye’de muhalefet uzun zamandır kendisini iktidarın yaptıklarına tepki vermekle sınırlıyor; oysa siyaset yalnızca yanlışları teşhir etmek değil, bir yerde iktidarın, bizim durumumuzda ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mecburiyetlerini, zayıf noktalarını ve toplumsal basınç altında hareket etme ihtiyacını ülke lehine sonuçlara dönüştürebilme sanatıdır. Bu yapılamadığında iktidar hem kendi yanlışlarının faturasını erteleyebiliyor, hem de muhalefetin sahip çıkmadığı kavramları, kurumları ve hassasiyetleri kendi tekeline alarak toplumun geniş kesimleriyle bağını koruyabiliyor. CHP’nin ve Cumhuriyetçi geleneğin tarihsel olarak taşıdığı birçok kavram, bugün ya sağın hamaset diline terk edilmiş ya da eski liberal düzenin hoşuna gitmediği için mahçup bir sessizlikle g...
En son yayınlar

Kapattıkları Kapıyı Aralayıp Alkış Alanlar

Geçtiğimiz haftalarda hayatın neden bu kadar ağırlaştığını sorgularken, aslında aynı kapıya çıkan pek çok sokaktan geçtik. Bu sokaklardan belki de en önemlisi barınma... Son kırk yılda şehirlerimiz, kamu yararı gözeten planlama anlayışından adım adım uzaklaştırılır; arsa, imar ve inşaat politikaları, kamusal ihtiyacı karşılayan araçlar olmaktan çok sermaye birikiminin ve yerel rant düzeninin en canlı alanları haline getirilirken siyaset, özellikle de muhalefet, konut sorununa olan yaklaşımını çoğu zaman sonuçlardan şikâyet etme düzeyinde tuttu.  Kiralardan yakındı, ev fiyatlarının ulaştığı noktayı eleştirdi, insanların büyükşehirlerde barınmakta zorlandığını söyledi, fakat bütün bunları kamusal bir konut programına, yerel yönetim stratejisine ve ulusal planlama iddiasına bağlayan güçlü bir hat kuramadı... Oysa hiçbir şey bilmiyorsak bile dünyadaki örneklere bakıp benzer uygulamaları tartışabilirdik: Örneğin dünyanın en yaşanılabilir şehirleri listelerinde her zaman ilk 5 içerisinde...

Hayat neden bu kadar ağırlaştı? - 8

Sekiz haftadır aynı sorunun etrafında dolaşıyoruz: Hayat neden bu kadar ağırlaştı? Modern hayatın farklı alanlarına, kitlelerin mücadelelerinin farklı yüzlerine, en sonunda da insanlardan geri çekilip devlete ve siyasete baktık.  İki aydır devam eden ve bu hafta artık sonuna geldiğimiz bu yazı dizisinde değindiğim hiçbir problemi herhangi bir ülkeye, herhangi bir siyasi partinin ya da bir liderin hatasına indirgemedim. Türkiye’nin kendine özgü sorunları, kendi tarihsel birikimi, kendi yönetim krizleri olmakla birlikte hayatımızı etkisi altına alan birçok problemin yalnızca Türkiye'ye özgü bir arıza olmadığını, dünyanın çok farklı ülkelerinde, farklı siyasi iktidarlar altında, farklı kültürlerde benzer bir sıkışmanın yaşandığını ifade etmeye çalıştım. Verdiğim örnekleri ve istatistikleri özellikle gelişmiş ülkelerden seçiyorum. Bunun nedeni, liberal ve kurallara dayalı düzeni sorgulanamaz bir model olarak gören, bütün açıklamaları bu çerçevede arayan kesimlerin de belki yerleşik kab...

Hayat neden bu kadar ağırlaştı? - 7

Altı haftadır insan hayatına baktık. Okul sıralarından plaza katlarına, ücretlerden kiralara, bireylerden ailelere, yalnızlıktan ekranlara, ekranlardan bitkin zihin ve bedenlere uzanan ince çizgiyi, bu ince çizgi üzerinde hayatta kalmaya çalışan insanları takip ettik.  Şimdi biraz da devletlere ve siyasete bakmak gerekiyor. Bu yazı dizisinde anlattığım dönüşümler ilk bakışta bireyin hayatına dair görünebilir. Ancak okuldan işe, konuttan aileye, sağlıktan güvenliğe uzanan bu değişimlerin hiçbiri yalnızca bireysel düzeyde yaşanmadı. Hayatı şekillendiren ekonomik ve toplumsal düzen değiştikçe, bu düzenin üzerinde yükselen siyasal kurumlar ve devlet yapıları da değişti. Özellikle son kırk yılda birçok ülkede hâkim hale gelen anlayış, toplumsal sorunların çözümünü giderek kamusal kurumların ve siyasal kararların alanından çıkarıp piyasa mekanizmalarına ve 'bağımsız' kurumlara (Türkçesi: Piyasa güdümündeki teknokratlara) bırakmayı tercih etti. Devletin üretmesi, planlaması, yön verme...

Hayat neden bu kadar ağırlaştı? - 6

Bu yazı dizisi kapsamında geçtiğimiz beş haftada, insan hayatının her yönden nasıl kuşatıldığının, hayatın nasıl ağırlaştığının detaylarına girdik. Kendisine verilen bütün gelecek vaatleri boşa çıkan, ne okuduğu okulun ve aldığı diplomanın, ne yaptığı işin ve verdiği emeğin bir önemi, bir karşılığı olmayan; hayatı hayatta kalma mücadelesiyle geçen, tüm teselli imkanları elinden alınmış, tüketime, dört duvar arasına ve ekran karşısına hapsedilmiş yorgun, yalnız, bıkkın ve umutsuz milyonların hayat öykülerini takip ederek buraya geldik. Geldiğimiz noktada, bu kadar kuşatılmış bir hayatın, insanın zihninde, bedeninde ve toplumun genel sağlığındaki karşılığına bakmamız gerekir. Geçen haftaki yazımın son cümlesinde, "Hasta olan yalnızca insanlar mı, yoksa hayatı kurma biçimimizin kendisi mi?" sorusunu sormuştum.  Retorikten çıkıp, somut gerçekliklere bakalım. Bu yazıyı daha az yorum ve daha çok istatistik üzerine kurmanın yeterli olduğu kanaatindeyim, zira 1980'li yıllardan it...

Hayat Neden Bu Kadar Ağırlaştı? - 2

Bu dizinin ilk yazısında, Türkiye’de ve dünyada yaşanan sorunların birbirinden bağımsız arızalar değil, daha büyük bir düzen krizinin parçaları olduğunu belirtip, bu parçaları bir araya getirerek fotoğrafın tamamını gözler önüne sermenin gerekliliğinden bahsetmiştim. Bu ikinci yazıda o krizin belki de ilk somut durağına, eğitimden çalışma hayatına uzanan yolculuğa değinmek istiyorum.  Bir dönem eğitim, yoksul ve orta halli aileler için en güçlü gelecek vaadiydi. Çocuk okusun, meslek sahibi olsun, düzenli bir işi olsun, kendi ayakları üzerinde dursun istenirdi. Anne babaların çocuklarına kurduğu büyük cümle buydu: “Oku, kendini kurtar.” Bugün çöken şey biraz da bu sözün kendisidir. Artık okumak, diploma almak, hatta vaaz edildiği üzere kendini sürekli geliştirmek bile insana güvenli bir gelecek sağlamaya yetmiyor. Bu düzenin içine doğan kuşaklar, çocukluklarından itibaren sınavlara, kurslara, sertifikalara, stajlara, mülakatlara ve bitmeyen bir kendini ispat sürecine mahkum edildi. ...