Ana içeriğe atla

Büyük Şehir Belediyesi'nde Akıl Almaz İmar Oyunu

Adana Büyük Şehir Belediyesi'nde, mahkeme kararını uyguluyoruz denilerek, mahkeme kararında yazılmayan bir işlem tesis edilerek yaratılan yüz milyonlarca liralık bir imar rantı dosyası var.

Son iki yazımda da Real bölgesinin 1/5000'lik nazım imar plan revizyonu sırasında, 'mahkeme kararını uyguluyoruz' denilerek tezgahlanan akıl almaz bu imar oyununu anlatıyorum.

Yazılarımda, belediye başkanı, bürokrat, siyasetçiler arasında sıkça başvurulan bir yöntem olan itibar suikastçılığı gibi aşağılık bir yönteme başvurmadığım, kulaktan duyma, 'demiş, diyor' gibi muğlak ifadelere tevessül etmediğim bilinir.

Bu itibarla da anlatılanlar, belgeleri devletin kayıtlarında olan bir konu;

Büyükşehir Belediyesi'nin yetkili bürokratlarının hazırladığı ve Meclisi'nin, 12.08.2021 tarih ve 67597785-105-04-199 sayılı kararı ile bahse konu plan içerisinde bulunan, 11534 ada/parsel için yapılan özel muamelenin nedenini öğrenmek istiyorum.

Tekrar özetlemek gerekirse;

1- Bahse konu plan içerisinde bulunan 11534 ada/parselin vasfı, önceki planlarda sağlık tesis alanı.
2- Belediye revizyon plan yaparken burayı 'mahkeme kararı' diyerek, son planlarda konut alanına çevirdi.
3- Oysa, mahkeme kararında bu parsele dönük, yapılan bu işleme gerekçe gösterilen her hangi bir atıfta bulunmuyor.
4-Mahkeme kararına göre tüm bölge düşük yoğunluğa çevrildiği halde, belediye, 11534 nolu ada/parseli neden, niçin orta yoğunluklu konut alanına çevirdi?

Bunun nedeni, mahkemenin kararı ise (yazısı) bu belge paylaşılmalı.

Aksi halde, söz konusu 28 bin metre karelik alanda yaratılan yüzlerce milyon liralık rantı kimin paylaşacağı sorusu gündeme gelecektir.

Gösterdiğim hassasiyetin nedeni daha önceki yazılarımda açıklamıştım;

Milletvekilliğini yapıp, halen de üyesi olduğum partim CHP'nin, İSKİ skandalından 30 yıl sonra kazanılan belediyelerin onurlu, dürüst, çalışkan olduğunu düşündüğüm yöneticilerinin üzerine titrememin sebebi, en ufak bir yanlışlarının sadece Adana'da değil ülke çapında CHP'ye umut bağlayan, oy veren milyonlarca insanın geleceğini karartacağını, umutlarını söndüreceği korkusu.

Bu dosyanın ilk etapta sorumlusu, emri altındaki imar müdürlüğünde hazırlandığı için konuyu bilen ya da bu şekilde hazırlanması talimatını verenin (hilafı dışında bir işleme izin vermeyeceği ve hukukçu olduğu ve atfedilen mahkeme kararı dikkatinden kaçmayacağı için) genel sekreter yardımcısı avukat Türkan Eşli olduğu orta yerde duruyor.

Tüm Türkiye'nin gözü bu dosya üzerinde.

650 binden fazla Adanalı olarak oy verip, iş başına getirdiğimiz CHP'li yöneticilerin bu kirli dosya ile bir ilişkisinin olmadığı umudunu taşıyorum.

TURGAY DEVELİ
24. Dönem Milletvekili.


















 
      



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kılıçdaroğlu'nun Zihnindeki Yük!

Bazı anlar vardır; zihninizdeki soru, bir dağı sırtlayıp kilometrelerce öteye taşımaktan daha ağır gelir. Umut etmek istiyorum ki, Sayın Kılıçdaroğlu böyle ağır bir yük taşımıyor! Çünkü aşağıda aktaracağım açıklaması ile zihinlere taktığı sorular, kendilerini değersizleştirmiş olanların sadakatini satın aldıklarından oluşturan, cahil Belediye Başkanlarına işaret ediyor. Çocuksu bir özgüven eksikliğinden kaynaklı, zayıflık patolojisi içindeki başkanlar, övgüleri gerçek sanıp içselleştirerek her türlü hataya açık olabilir. Aralarında Adana'nın da bulunduğu İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Muğla, Mersin gibi nüfusun ve milli gelirin neredeyse yarısına yakınını temsil eden 11 Büyük Şehir Belediyesi kendi atadığı Başkanların yönetimindeyken 'Belediyeleri rant dağıtım merkezi olmaktan çıkarmalıyız' diyen sayın Kılıçdaroğlu neden böyle bir açıklama yaptı? Bu açıklamayı yapmadan önce partili belediye başkanlarına özel olarak bunları söylediğini düşünmemiz gerek; çünkü kamuoy...

Yeni gerçeklikler...

Eger barış süreci akamete uğramaz, uğratılmaz, yani alt kimlik milliyetçiliğinin siyaset üzerinde yaptığı serap etkisi dağılırsa ortaya çıkacak sosyolojik iklim, siyasetteki tıkanıklığı açacak seçeneklerin oluşmasının önünü açabilir. Aslında barış sürecinin de siyasi, ekonomik ve jeopolitik tıkanmaların bir sonucu olduğunu söyleyebiliriz. Eski hikayeler albenisini kaybettikçe anlatıcılarının özgül ağırlığı da ortadan kayboluyor, farklı yollar aranması kaçınılmaz oluyor. Aynı emareler muhafazakar-laik çatışmasını kaşımanın ekonomik resmin üzerini örtmeye yetmemesi gerçeğinin ayyuka çıkması konusunda da görülebilir. Ama oralara şimdi girmeyelim... Alt kimlik tartışmalarının olmadığı bir Türkiye, siyasetin elle tutulur konular tartışılarak yapılmasını gerektiren bir ortama zemin hazırlayacaktır, en azından umudumuz o yönde. Böyle bir Türkiye'nin siyasi haritası nasıl görünür diye merak edenler varsa, son Almanya seçimlerine bir göz atmalarını öneririm. Sosyal Demokrasi'nin, anavat...

Bu filmi daha önce görmüştük...

Abdullah Öcalan'ın PKK'yı, 'Yenilmedi ama gerekliliği de kalmadı' şeklinde tarifleyerek yaptığı fesih çağrısı, 40 yıldan bu yana akıtılan kanın durdurulacağı umudu yarattı. Barışa amasız, fakatsız evet...  Evet de...  Biz bu filmi daha önce de seyretmiştik sanki. Türkiye kapitalizmi ne zaman krize girse ve eskiyeni yenisiyle değiştirmeye ihtiyaç duysa, mutlaka bir müdahalede bulunuluyor.  Hatırlayalım; Halkın artan refahın paylaşımı ve özgürlük taleplerinin 'iş işten geçmesin' diye kısmen karşılandığı 27 Mayıs darbesinin yanıtı, ülke ekonomisinin küresel düzene entegre edilerek yağmasının önünün açılmasını savunan liberalizmden gelmiş, 12 Eylül öncesinde yaratılan şiddet darbe gerekçesi yapılmış ve 'eskiyen Türkiye'nin yenisiyle değiştirilmesi zapturaptla sağlanmıştı.  Her iki darbeye de destek NATO ve batı başkentlerinden, yani emperyalizmin kalelerinden gelmişti. O Türkiye'de de ağır bir mülksüzleştirme programı Özal eliyle ve IMF ve Dünya bankası ...